Başkan Özdağ Açıklmasında şu ifadelere yer verdi”Devlet; tarlasını sürebilen çiftçisiyle, emeğinin karşılığını alabilen işçisiyle, geleceğinden korkmayan yurttaşıyla güçlüdür.İnsanını ezen, yok sayan, yoksulluğa mahkûm eden hiçbir düzen kalıcı olamaz.Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyaset anlayışı tam olarak buradan beslenir.Biz bu ülkeyi üç temel ilkeyle ayağa kaldıracağımızı söylüyoruz:

2026 BÜTÇESİ VE ASGARİ ÜCRET GERÇEĞİ
Bugün bu anlayışın tam karşısında duran bir bütçe, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçirilmiştir.2026 Merkezi Yönetim Bütçesi, AKP–MHP iktidar bloğunun oylarıyla yasalaşmıştır.Bu bütçenin kimin için hazırlandığını görmek için uzun analizlere gerek yoktur.Tek bir rakam her şeyi anlatmaktadır:

AKP iktidarı, milyonlarca işçiyi ilgilendiren asgari ücreti yüzde 27 artışla 28 bin 75 lira olarak açıklamıştır.Bugün resmî açlık sınırı 30 bin liradır.Türkiye tarihinde ilk kez asgari ücret, resmen açlık sınırının altında belirlenmiştir.Bu karar açıkça şunu göstermektedir.AKP iktidarı, 2026 yılının sefalet yılı olacağını bugünden ilan etmiştir.Bu bütçe;emekçiye yoksulluk,emekliye çaresizlik,sermaye çevrelerine ve yandaşlara ise ayrıcalık bütçesidir.Emekli aylıkları hayatta kalma ücretine dönüşmüştür.Faiz ödemeleri, bütçenin en düzenli ve en garantili kalemi hâline gelmiştir.

TARIMDA VE ÇARŞAMBA OVASI’NDA TABLO
Tarımda tablo daha da ağırdı,Mazot pahalıdır,Gübre pahalıdır,Yem pahalıdır,Ama ürün para etmemektedir.Çiftçi borçla üretir hâle getirilmiştir.Bugün Çarşamba Ovası’nda üretici aynı soruyu sormaktadır“Ben üretiyorum ama neden kazanan ben değilim Özellikle fındık üretiminin yoğun olduğu bölgelerimizde, üretici son iki yılda üst üste üç büyük yıkım yaşamıştır.2024 yılında kahverengi kokarca zararı,2025 yılında yaşanan don felaketi,bugün ise fındık kartellerinin piyasayı manipüle etmesi…
Zararı üretici çekmektedir.Riski üretici almaktadır.Ama kazancı başkaları paylaşmaktadır.İşte 2026 bütçesi, bu adaletsiz düzenin bütçesidir.Tarlada çalışanı değil, piyasayı kontrol edenleri koruyan bir bütçedir.
SANAYİ, İSTİHDAM VE ÜRETİMDEN VAZGEÇİŞ
Değerli hemşehrilerim,Bugün aynı tercihi sanayide ve istihdamda da görüyoruz.Çarşamba Şeker Fabrikası’nın kapatılması ya da işlevsiz hâle getirilmesi, yalnızca bir tesisin durdurulması değildir.Bu, üretimden vazgeçilmesidir.Yıllarca yaklaşık 1.600 personelle, tarımdan lojistiğe uzanan güçlü bir üretim ekosistemi yaratan bu fabrikanın devre dışı bırakılması; çiftçiyi, nakliyeciyi, esnafı doğrudan etkilemiştir.
Sorun üretim değildir.Sorun emekçi değildir.Sorun; plansızlık, kamusal aklın devre dışı bırakılması ve milli servetin yanlış yönetilmesidir.Aynı anlayışı yıllardır konuşulan Tekstilkent projelerinde de görüyoruz.Binlerce kişilik istihdam imkânı, irade yokluğu nedeniyle heba edilmiştir.Bu anlayış kenti büyütmez; küçültür.

HUKUK, ADALET VE MİLLİ İRADE
Bugün hukukun ve adaletin ağır biçimde aşındığı bir dönemden geçiyoruz.Seçilmişlerin cezaevinde olduğu, insanların aylarca iddianamesiz tutulduğu bir ülkede ne ekonomi düzelir ne de toplumsal huzur sağlanır.Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’na ve seçilmiş belediye başkanlarımıza yönelik süreç, yalnızca kişilere değil; doğrudan halkın iradesine yöneliktir.Bu, yargı eliyle yapılan açık bir milli irade gaspıdır.

SON SÖZ
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in ifade ettiği gibi:Ne bir adım geri atacağız, ne de bir kelime eksik konuşacağız.Cumhuriyet Halk Partisi olarak;toprağına sahip çıkan köylünün,emeğine sahip çıkan işçinin,geleceğine sahip çıkan halkın yanındayız.Buradan açıkça söylüyoruz Bu ülkeyi yeniden üretenlerin ülkesi yapacağız.yoksulluğu değil, refahı büyüteceğiz.Dedi.
























